Fotoğrafta görmüş olduğunuz eşyaların aslında hiç biri bana ait değil, ama bir şekilde benim. Hayır Kleptomani hastası değilim. Benimkisi tamamen tesadüfen oluşan birşey.
Gerçekten. Ciddiyim.
Zaman sonra fark ettim ki, ne zaman bir Fotoğraf Çekiminden eve dönsem, bana ait olmayan şeyler çıkabiliyor çantamdan. Sonra cepler, cüzdan derken...
Anladım ki, elimde olanlar sadece göründüğü gibi birer nesne değil - onlar birer kırıntı. Çekim Kırıntısı. Kimisi düğün fotoğraflarının birer anısı, kimisi aile çekimlerinin birer parçası.
Favorim ise peçetelikler. Tamam itiraf ediyorum onları bilincli bir şekilde alıyorum. Yani çalmıyorum. Alıyorum gerçekten. Ayrıca sadece iki tane alıyorum. Sanırm bu af edilesi bir durum.
Elimde kalan onca şeyler, aslında birer hatıra. Çünkü hepsinin tıpkı fotoğraflarda olduğu gibi yine farklı hikayeleri var. Nikah Şekerleri hariç, diğerleri tesadüfen cebimde veya çantamda kalanlar oluyor.
Mor kurdela mesela, gelinin çiçeğinden çok uzun sarktığı için kesmiştim,
o an'da da cebime sıkıştırmıştım. Veya ortada duran o papyon. Kancası bozulduğu için hemen elime tutuşturulmuştu. Yüzük kutusu - malesef boş bir şekilde verildi bana.
Güneş gözlüğü ise gelinin kardeşinindi ve çekim için kullanmıştık.
''Aylin, bi saniye tutar mısın?'' ve hooop diğer saniye zaten unutuyorlar ne yaptıklarını.
Heyecanlı gelin ve damatlar. Eh benimde aklım fikrim anları yakalamakta olduğu için, hoop çantama veya cebime atıyorum - nasılsa geri veririm diye. Sonra aradan günler geçince fark ediyorum...bende kalmışlar.
Aslında bu nesneler birer Özgeçmiş sayılır. Sonuçta bende işimi bir şekilde ıspatlamalıyım :)
Bu yüzden tesadüfen elimde kalanları bir daha geri vermiyorum.
Çünkü kırıntılarla beslenmeyi seviyorum :)
