Buraya, yani başlığın altına genellikle çiftlerle geçirdiğim günü anlatırım.
Bir kaç kelimede olsa onları tarif etmeye çalışırım.
Fakat bu kez, birazda kendi hikayemden bahsetmek istiyorum.
Çünkü her zaman kamera önü değil, kamera arkasıda yaşanılanlar oluyor.
Zehra ile ilk tanıştığımda, bu İstanbulda bir lobby'deydi fotoğraflar ve çekim hariç herşeyden konuştuk. O gün anladım ki, çekim günü bol sohbetli geçicek. Konsantremi toparlayıp, her ne kadar tekrar konu fotoğraf çekimine gelmeye çalışsada, bizim tek derdimiz düğün öncesi yapılan dedikodulardı.
Düğün tarihlerini öğrendiğimde çifti çok şanslı bulmuştum.
Başka bir gün yokmuş gibi, tuttular benim doğum günümde evlendiler.
Meslek aşkı ile yanıp tutuştuğum için :) ''doğum günümde fotoğraf çekmem ulen...'' diye bir kuralım yoktu :)
Sonra gün geldi, hem doğum günüm hemde düğünleri oldu.
Normalde hiç bir şekilde saat 12-15 arası çekim yapmam, fakat Zehra ve İzzet'te başka çarem yoktu. Temmuz ayı, birde sıcak, ayrıca Samsunda çok nemli.
Öğlenin en cıvcıv sıcağında her ne kadar gölge koştursakta, sıcaktı işte ve akşam eve geldiğimde olan olmuştu. Başıma resmen güneş geçmişti. Ateşlenme, mide bulantısı, baş dönme her ne kadar hamilelik belirtisi olsada - benim başıma hamilelik değil, güneş gelmişti.
Sabahı zor ettim. Ama 1 buçuk gün içersinde geçti bitti.
Onlar ise mutlu mesut evlendi. Haliyle başımda durup, vah Aylin mah Aylin diyecek değillerdi. Olur böyle şeyler. Başına güneş geçmesi filan...Önemli olan, onların başları ferha olmasıydı.
Bu arada...sahi ya...Zehra ve İzzet'e kocaman ve bol sohbetli mutluluklar ;)






















