Yaklasik bir bucuk aydir Almanyadayim.
Hazirliklar, seyahatler ve bazi aksilikler derken...
bu son zamanda hayatla bir kez daha yüzyüze geldim.
Hani ölümle gelinir ya genellikle yüzyüze
- bence hayatla yüzyüze gelmek cok daha agir bir gercek.
O yüzden tekrardan Merhaba.
Kasim 2011de aniden sergi yapmaya karar vermistim...
Bir sekilde hep aklimda olan ve erteledigim bir hayali aniden gerceklestirmek beni deli gibi heyecanlandirdi.
Kasimdan beri yaptigim ufak tefek hazirliklar cogaldi ve toplaminda bugün netlige ulasti.
Bu esnada aklimin ucuna gelmeyen seylerle karsilastim.
Bir nevi deneyim herseydir onu anladim.
Ve sonraki sergiler icin yeterince deneyim kazandim.
Hic birsey karsidan gözüktügü gibi degil.
Bir ise girismek, hele ki bu is ile insan karsisina cikacaksan - pekte tereyagindan kil ceker gibi olmuyor.
Bilin ki, zorluklarlada karsilasiyor, duvarada tosluyor, pes ediyor - tekrar toparlaniyor ama ugrastigin sürece mutlaka bir sonuca variyorsun. Ha iyi, ha kötü.
Ilk sergimi neden Almanya´da yapiyorum?
Sebebi tamamen duygusal. Dogdugum, büyüdügüm ve bütünlendigim yerde,
böylesi benim icin özel bir ani beni yillardir taniyan insanlarla paylasmak istedim.
Sonucta geride biraktigim ögretmenlerim ve bana destek olan insanlar var burada.
Kökenime dönmek istedim. Nereden geldigimi, kim oldugumu ve nerede beslendigimi tekrar hatirlamak ve anmak adina yapiyorum bunu.
Serginin temasi nedir?
Sergileyecegim fotograflarin orantili bir cizgide olmasina özen gösterdim.
Amacim icimden geldigi bicimde karma birsey yapmak degildi.
Bu yüzden bolca cektigim dügün fotograflarindan yola ciktim.
Iclerinde kiyamadigim, kalbime dokunan ve kimi zaman yayinlamaya kiyamadigim kareler tercihim oldu.
Kimisi, zamanla yenileri üzerine eklendigi icin unutulan kareler, kimileri ise henüz zamani gelmedigi icin yayinlamadiklarim.
Karelerde illa ki bir cift veya bir gelin ve damat yer almiyor.
Fakat kendine güvenen, güclü duran, savasci insan modelinden yola ciktigim gözle görülür.
Dügün ve Savas birbirine ne kadar zit birer kelime olsada, bana göre bir evlilik, bir hayat arkadasi veya ask savasmadan asla oturmuyor. Ve ben bir savastan bahsederken, iki kisinin birbirine olan savasindan degil - tamamen kendi icsavasimizdan bahsediyorum.
Bencilligimiz, Egomuz. Yani kendimize olan askimiz, bir ikinci kisiyi kabul etmesi, tamamen kalbimizin direnisiyle alakali.
Ask demek, kendi icinde kendinle ve yine kendin icin savasmak demek.
Ask, bir nevi egonu fedakar etmek demek. Kalbin tercihi bir direnis benim gözümde.
O yüzden parmaga takilan o iki adet yüzük, tamamen direnisin bir simgesi.
Fotograflari nasil eledim?
Yaklasik 60.000 bin fotografin icinden 40 adet fotograf secmek 1 haftami aldi.
Fotograflar 3 kisinin elemesinden gecti.
Sergiye nasil isim verdim?
Almanyada olacak olan serginin adini elbette almanca koymak gerekirdi.
Kafamda dolasan kelimelerin beni tatmin edecek bir sekilde kagida dökülmesi hayli bir zamanimi aldi.
Sürekli birseyler okuyup not aliyordum. Buldugum isimleri fotograflarla kiyasliyordum - hic biri oturmuyordu.
Istedigimi elde etmek 3- 4 haftami aldi. Türkce buldugum isimler, bir türlü allman diline yatkin degildi.
Almanca ve türkce birbirine cok zit iki dil. Kelimeleri birebir tercüme ettigimde - cok komik ifadeler ortaya cikabiliyordu.
Yaklasik 3-4 hafta sonra serginin adini büyük bir tatminlikle almanca koyduktan sonra - bu kez türkceye cevirisini düsünmeye baslamistim. Bir arkadasim, birebir tercümesinden vazgec, anlam ve ifadeleri kullanarak cözmelisin bu konuyu dediginde...bir konu daha netlesmisti benim icin.
REVOLUTION DER EIGENLIEBE - jetzt rebelliert das Herz!
bu kadar uzun bir ismi türkcede su dört kelimeyle tamamliyabiliyorum:
Direnisin Simgesi - icsavasin devrimi.
Komik degil mi :)
Fotoblok baskisi ne kadar önemli?
Insan karsisina cikiyorsaniz kaliteli olmaniz gerekir diye düsünüyorum.
Davet edeceginiz, fotograflarinizi sunacaginiz insanlar sonucta degerli buldugunuz kisiler olacaktir.
Bu yüzden benim icin isim cisimden önemli olan bir konu daha vardi, baski kalitesi.
Iki ayri yere örnek bastirdiktan sonra, siyah beyaz bir fotografi kahve rengi tonlarinda basan ve siyah beyaz basamayacagini belirten matbaadan elbette vazgectim. Ve ikinci denemeyi yaptirdigim matbaadan kalite ve hizmet acisindan cok memnun kalmistim.
Fotobloklari nasil Almanya´ya transfer ettim?
Fotobloklarin toplam kalinligi 25-30 cm´di.
75x55 bastirdigim fotobloklarin ebatina göre bir karton bulmak anladim ki imkansiz.
Gezmedigimiz bakkal, market ve baumax kalmadi. Ama nafile.
Gitmeme 2 gün kala - herhalde kolumun altina alip gitcem diye düsünürken...aklima imac´in kartonu geldi.
Ve inanilmaz ama CUK diye oturdu diyebilirim.
Ve fotoblok paketi 18 kilo olmasiyla birlikte ucagin bagajina verildi.
Almanya´ya geldim ve sansima paket hic bir sekilde hasara ugramadan elime gecti.
Sergi Mekani nasil belirlendi?
Henüz daha Türkiyedeyken sergi yapmak istedigim mekani belirlemistim.
Burada ufak bir belediye var. Almanyada belediyeler genellikle cok güzel tarihi binalarda olur.
Eh bu mekanda tam benim istedigim gibi bir mekandi aslinda.
Tarihi doku ve fotograflari yanyana cok güzel hayal edebiliyordum. Mekanin müsait olup olmadigini henüz daha Türkiyedeyken bilgi almistim. Subatta planladigim sergi icin mekanin müsait oldugunu söylediklerinde aman ne mutlu olmustum. Belediyede cokca kez sergi yapildigi icin, fotograflari asmak problemde olmayacakti, sistem kuruluydu.
O derttende kurtulmustum - saniyordum.
Almanya ya geldikten sonra detaylari konusacagimiza dair kadindan söz aldiktan sonra...belediye ye gittim.
Megersem memur hanim haftada bir kez ve ögleden sonra calisiyormus.
O nasil bir meslektir öyle, nasil bir memurluktur - hayran kaldim acikcasi.
Neyse mecburen persembeyi bekledim, persembe geldi - ben belediyeye gittim.
Ah oda ne...megersem bir yanlis anlasilma olmus - belediyede yilda sadece 2 sergi yapiliyormus.
Istersem Mart 2013 sergimi yapabilirmisim!!!
HÖNK!
Özel sergi mekanlari genellikle bir iki yil öncesinden dolu oluyor.
Cünkü kültür ve sanat programlari belirlenmesi gerekiyor.
Bu yüzden bu kadar kisa bir sürede mekan bulmam imkansizdi.
Sordugum bir kac mekanda olumsuz cevap verdikten sonra pes etmenin esigine geldim diyemicem - resmen pes ettim.
Cünkü Ocagin ortasina gelmistik ve ben Subatta en gec sergiyi yapmam gerekiyordu.
Cözüme ulasmak!
Gercekten pes ettigim bir zamanda, kuzenimin cok önceden tavsiye ettigi bir restoran aklima düstü birden.
Gece saatlerinde atladim arabaya, mekana gittim hemen. Ne yazik garson bana yardimci olamadi, fakat patronunun numarasini verdi. Mekan sahibini ariyorum, telefon kapali. 2-3 kez arayip sürekli kapali telefona denk gelince - durumlari daha fazla zorlamak istemedim.
Ertesi gün oldugunda, birden restoranin sahibi beni geri aradi.
Telefondaki duydugum o sese ihtiyacim vardi - onu anladim. Ümitsiz vaka olan sayin ben, enerjisiz bir konusma yaptiktan sonra - kadinin neseli sesi beni kendime getirdi:
"Evet, sergi yapabilirsiniz burada - neden olmasin - cok güzel olur!!!" diye bir tepki alinca.
Tekrardan pes ettigim yerden u-dönüsü yaparak, kostura kostura geri döndüm.
Mekana ikinci kez gittigimde, büyüklerin söyledigi söz dogrulanmis oldu.
HERSEYDE BIR HAYIR VAR-MIS gercekten. Öylemis yani!
Mekani Özel Kilan:
Mekan cok eskiden bir degirmenmis. Fakat yangin sonrasi ne yazik ki cogu gitmis azi kalmis. Restorasyon sayesinde cok güzel tarihi bir mekana cevirmisler. Duvarlar tas. Ve tavan tahtadan. Belkide bu kadarini bile hayal etmiyordum sergim icin aslinda...tek sorun duvarlara fotograflari asmak imkansizdi, cünkü civi cakmak yasakti.
Cift tarafi yapiskanli olan bantlar ise yardimima kosamadi - cünkü ayni zamanda tas duvar her yerden farkli bir sekilde bombeliydi. Mekana 3. kez gittigimizde ise, tahta tavan - bu sorunu cözmemise sebep oldu.
Yani cok uzun postun kisasi - hersey belli oldu. Hersey yolunda.
Duygularimi ifade etmek ise, neredeyse imkansiz.
Ne desem...geri sayim basladi iste.
Bugün davetiyeler elime gecti.
Bugün gazeteye ilan verdim.
Bugün bu postu yazabildim.
Biraz dagildim, yüregime o öküz hop oturdu hop kalkti.
Belki bu yazdiklarim abarti gelebilir. Kiminiz icin halledilmeyecek seyler olabilir.
Benim icin bu serginin farkli bir boyutu var. Kelimelere dökemedigim anlamlar var icersinde.
Biraz hüzün. Biraz duygu. Biraz mutluluk.
Ve cokca heyecan var.
Icinizden gelirde, bana 2 Subat 2012 icin birsey dilemek isterseniz: sans dilegin yeter benim icin :)
NOT: Ve yakinlardaysaniz, mutlaka ama mutlaka serginin acilisina gelin - görüselim, mutlu olalim - gülelim ;)
Sevgiler






